Firma Ara

20.11.2008  Perşembe
İstanbul'da neler var?







Son Eklenen Firmalar
 

HABER ARŞİVİ

[1] 2 3 4 5 6  » 


Bayer'den Türk Doktorlarına Uygulamalı Eğitim Projesi

100 yılı aşkın süredir insan sağlığına hizmet eden “daha iyi bir yaşam için bilim ve insan sağlığı için medikal ilerleme” ilkesini benimseyen Bayer İlaç firması, Avrupa’da doktorların 10 yıldır yararlandıkları özel uzman eğitimlerini Türk doktorlarına getiriyor. Eğitim; Türk Gastroenteroloji Derneği ve Gastrointestinal Endoskopi Derneği ile birlikte Türk doktorlarına ücretsiz olarak sunuluyor.

Bayer Schering Pharma’nın düzenlediği Endo-Trainer eğitimi; 25.Ulusal Gastroenteroloji Haftası sebebiyle Adana’da düzenlenen Gastroenteroloji Kongresi’nde, 14 Kasım 2008 Cuma günü,doktorlara verilecek.

Bayer Schering Pharma, ülkemizde bir ilke imza atarak Avrupalı doktorların uzmanlık kazandıkları çok özel Erlangen Endo-Trainer eğitim modelini Türkiye’ye getiriyor ve Türk doktorlarının yararına sunuyor. İnsan maketinde gerçeğe uygun biyolojik dokularla gerçekleştirilen eğitimlerle doktorlar, daha fazla uygulama yaparak uzmanlaşıyor. Eğitimlerin ilki “Endoskopik Cerrahi” uygulamalarını kapsıyor.

“İnsan maketinde gerçeğe uygun biyolojik dokularla” gerçekleştirilen uygulamalı eğitim programı sindirim sistemlerine yönelik olacak. Mide ve sindirim hastalıklarının hızla arttığına dikkat çeken Gastrointestinal Endoskopi Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Kalaycı, verilecek eğitimler ile endoskopiyle yapılan cerrahi işlemlerin yaygınlaşmasının sağlanacağını belirtti.

Gastrointestinal Endoskopi Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Kalaycı yeni projenin uygulama aşamaları ve hekimlere sağlayacağı fayda hakkında şunları söyledi: “Endo-Trainer programı katılımcının bilmediği bir tekniği uygulamasını veya zaten yapmakta olduğu bir tekniği geliştirmesini sağlamaktadır. Eğitimin en önemli noktası seyrederek değil uygulayarak öğrenme fırsatı sunmasıdır. Benzer eğitimlerde bir uzman anlatır, katılımcılar izler ama burada hekimlere bizzat uygulama fırsatı verilmektedir. Özellikle endoskopi eğitimlerinde bunun önemi büyüktür.” dedi.

Bayer Schering Pharma Primary Care Bölüm Yöneticisi Dr. Oğuz Mülazımoğlu da hasta sağlığı için medikal ilerlemeye önem verdiklerini, bu çerçevede tüm dünyada doktorların yanında olduklarını ve onların eğitimleri için yurtdışında da bu tür yenilikçi eğitimleri önemsediklerini belirtti. “Bu modeller ilk defa 10 yıl önce Almanya’da kullanılmaya başlandı. Bu süre zarfında ihtiyaclar doğrultusunda geliştirildi ve bugüne kadar Avusturya, Fransa, Hollanda, İsviçre, İngiltere, İtalya, Avusturalya, Portekiz, Kanada, Bulgaristan, Güney Afrika gibi çeşitli ülkelerde gerçekleştirildi. Bugün de Bayer olarak endo-trainer programını Türk doktorlarıyla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. 2009 yılında planlanan en az 10 eğitimle Türkiye’deki tüm gastroenterologlara ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi.
18-11-2008
   

Stresi doğru beslenmeyle atlatın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz, stresi doğuran nedenlerden birinin de içinde bulunduğumuz yoğun çalışma temposu olduğunu söylüyor. Yılmaz, iş hayatında yoğun olarak hissedilen stresi beslenme programımızla yenebileceğimizi de sözlerine ekliyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz, “Vücudun karşılaştığı herhangi bir tehdit karşısında savunma mekanizmasının gösterdiği tepki “savaş veya kaç” şeklindedir. Böylece herhangi bir tehdit veya stres unsuru karşısında, vücudun bir dizi faaliyeti olur” diyor. Solunum sayısının artarak, bedene daha fazla oksijen sağlandığını, kanda alyuvarların arttığını, beyne ve kaslara daha fazla oksijen taşındığını, kalp vurum sayısının artarak kan basıncının yükseldiğini ve bedenin gereken bölümlerine gerekli kan takviyesinin yapıldığını belirten Aylin Yılmaz, stresle başa çıkmanın yollarını şöyle anlatıyor:

Stresle ve stresin vücuda verdiği zararlarla başa çıkmada yediğiniz yiyeceklerin önemli rolü vardır. Eğer ağır stres altındayım diyorsanız sürekli stresle karşı karşıyaysanız beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyerek enerji düzeyinizi, strese gösterdiğiniz tepkilerinizi ve genel sağlığınız üzerindeki kontrolünüzü arttırabilirsiniz.
Stresten kurtulmak için hangi yiyecekleri tercih etmeli, hangilerinden uzak durmalısınız?

*Alkol, çay, kahve, gazlı içecekler yerine, su ve meyve suyu tercih edilmelidir.
*Beyaz ekmek, beyaz makarna ve beyaz pirinç yerine, kepekli veya tam buğday ekmeği, kahverengi pirinç kullanılmalı
*Özel işlemden geçmiş ve hazır yiyeceklerden uzak durulmalı
*Bisküvi, kraker, cips gibi abur cubur besinler yerine fındık, ceviz, badem gibi besin değeri yüksek kuru yemişler tercih edilmeli
*Aşırı kırmızı et yerine tavuk ve balık tercih edilmeli
*Tüm meyve ve sebzeler her gün tüketilmesi gereken besinlerdir.
*Şekerden ve tatlıdan uzak durulmalı bunun yerine meyve tercih edilmeli
*Sigara ve alkol, düşünülenin tam aksine stresi gideren değil stresi daha da arttıran ve sağlığınızı tehdit eden en önemli unsurlardandır. Her ikisinden de mümkün olduğunca uzak durmak ve hatta hiç kullanmamak sağlınız için çok önemlidir.
*Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmenin yanı sıra doğru egzersizle de stresinizi azaltmayı başarabilir doğru nefes teknikleri ile stresinizi azaltabilir ve rahatlayabilirsiniz. Uzakdoğu’da benimsenen “İnsanı tanımak için nefesini dinle” felsefesi de bu durumun bir kanıtı olarak düşünülebilir. Sakin insanlar ağır ve dengeli, sinirli insanlar yoğun ve yüzeysel, huzursuz ve endişeli insanlar yüzeysel ve kesik kesik, hırslı insanlar ise, dengesiz ve düzensiz nefes alırlar. Stres durumunu hissettiğinizde, siz de derin nefes egzersizleri yaparak, ağır ve dengeli nefes almaya çalışarak stresinizden kurtulabilir daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşama sahip olabilirsiniz.
12-11-2008
   

Diyabet Yürüyüşü 15 Kasımda Taksim`de

Her yıl Dünya Diyabet Günü’nde, diyabet hastalığı bilincini artırmak ve bu kronik hastalığa dikkat çekmek amacıyla çeşitli aktiviteler düzenlenmektedir. Bu amaç doğrultusunda 15 Kasım 2008 Cumartesi günü Türkiye Diyabet Vakfı öncülüğü ve Lilly İlaç sponsorluğunda İstiklal Caddesi’nde “Diyabet Yürüyüşü” düzenlenecektir.

Saat 12:30’da Tünel’den başlayarak İstiklal Caddesi boyunca sürecek olan yürüyüş, Taksim Anıtı çevresinde oluşturulacak, diyabet için birleşmeyi simgeleyen “Mavi Halka” ile sona erecektir.
12-11-2008
   

Miyop musunuz? Dikkat!

Miyopi hastalığının ağ tabakada (retina) incelme nedeni olabileceği bilinmektedir.
Miyopiyle beraber daha sık ortaya çıkan göz hastalıkları retina yırtıkları ve buna bağlı dekolman, sarı nokta hastalığı, katarakt ve göz tansiyonu hastalığıdır.
Retina yırtıkları ve incelmesi, miyop hastalarda sık olarak gözükmektedir. Miyop bir kişide ışık çakmalarının ortaya çıkması retina yırtığının işareti olabilir. Miyoplarda göz küresinin normalden uzun olması nedeniyle retinada incelme ve yırtıkların oluşabildiği bilinmektedir. Özellikle, miyopi nedeniyle gözlük gereksinimini ortadan kaldırmak için lazer veya lasik ameliyatı yapılacaksa retinanın damlalı olarak muayenesi çok önemlidir. Damlalı retina muayenesi sonucu, eğer retina yırtığı, deliği veya incelmesi saptanırsa yapılacak argon lazer tedavisi ileride oluşabilecek sorunları engellemektedir. Argon lazer tedavisi sırasında göz damlayla uyuşturulur, retina yırtığı çevresi lazerle kapatılarak tedavi tamamlanır. Bu işlem nedeniyle hastanın hastaneye yatırılması gerekmez. 3 hafta sonra yapılacak kontrol muayenesiyle yırtık çevresinin lazerle kapanıp kapanılmadığı kontrol edilir.

Miyopi ve retina dekolmanı

Retina dekolmanı, retinanın ayrılması ve retina altında su toplamasıdır. Miyop hastalarda daha sık olarak yırtıklı retina dekolmanı görülür. Retina yırtığı olduğunda önce ışık çakmaları, siyah noktaların belirmesi ve sinek uçuşması şikayetleri ortaya çıkar, eğer argon lazerle tedavi edilmezse retina dekolmanına ve görme kaybına yol açar. Bu noktada, tedavi cerrahidir. Ameliyathanede göz çevresine silikon bant yerleştirilir, yırtık çevresi dondurularak veya lazerle kapatılır ve gerekirse göz içine gaz verilir. Bazı olgularda vitrektomi cerrahisi uygulanır.


Miyopik makulopati nedir?

Sarı nokta hastalığı miyoplarda da görülebilmektedir. Miyopik makulopati adı verilen bu hastalıkta kişinin yaşı önemli değildir. Miyoplarda göz küresinin büyümesi nedeniyle arka zarda çatlamalar ve buna bağlı olarak sarı nokta altında yeni damar oluşumları görülebilir. Sarı nokta altında gelişen yeni damar oluşumları, arka zarda çatlak olan bölgelerdeki damar cidarı zayıf anormal damarlardan oluştuğu için kanama eğilimi gösterir. Bu nedenle miyop olan hastada ani görme kaybı, eğri ve kırık görme yakınmasına neden olur. Erken fark edilirse, göz içine iğne tedavisi ve fotodinamik tedaviyle başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Sarı nokta hastalığı tedavisinde enjeksiyon devrimi

Sarı nokta hastalığının tedavisinde kullanılan enjeksiyon tedavisi 17.Aralık.2004’te ABD’nde, FDA tarafından onaylanmıştır. Göz içine iğne yoluyla verilen anti-VEGF tedavisinin sarı nokta hastalığının ıslak tipinde fotodinamik tedavi dışında ayrı bir tedavi seçeneği oluşturması önemli bir gelişmedir. Aslında, göz içine ilaç enjeksiyonları (antibiyotikler ve kortizon) göz iltihaplarında 30 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır. Fakat, sarı nokta hastalıklarında kullanılması ise yeni ve çığır açan bir buluştur. Anti-VEGF tedavisinde ilaç göz içine iğne yoluyla verilmektedir. Göz içine altı hafta aralıklarla enjekte edilen ilaç sarı noktadaki yeni damar gelişimini durdurarak görmenin azalmasını engellemektedir. Anti-VEGF tedavisinin fotodinamik tedaviye göre üstünlüğü, daha çok ıslak gizli yapı gösteren geniş kanamalı sarı nokta hastaları için tercih nedeni olmasıdır. Anti-VEGF tedavisinin ile fotodinamik tedavi beraber uygulanabilir. Uygun olgularda, aynı zamanda veya 1-2 ay aralıklarla uygulanabilir.

10-11-2008
   

Fark: Bu ürünler hayat kurtarıyor!

Kendinize ya da sevdiklerinize duyduğunuz özenle zarif bir hediye olarak alacağınız her ürün, çok daha yüce bir amaca hizmet edecek.
Bu kez satın alınan her ürünle bir yaşam armağan edilmiş olacak!

Amerikan Moda Tasarımcıları Birliği'nin (CFDA) tüm dünyada meme kanseri konusunda bilinç oluşturmayı ve erken teşhis olanaklarını tüm kadınların hizmetine sunmayı hedeflediği ‘Fashion Targets Breast Cancer’ (FTBC) “Moda Meme Kanserini Hedefliyor” projesi kapsamında, ELSE firmasının Türkiye Meme Vakfı'na destek için tasarladığı ürünler Ekim ayı itibariyle satışa sunuldu. ‘Farkındayım Korkmuyorum’ projesi ile meme sağlığında bilinçlendirici projeleri gündeme taşıyan Türkiye Meme Vakfı-MEVA, herkesi desteğe çağırıyor. Günümüzde faydalı bir amaç uğruna yapılan bu nadir savaşa katılan ELSE firması aracılığıyla alıcılar, satın aldığı ürünlerle pek çok kadının hayatını kurtaracak.

Bu yıl FTBC için beş parçalık küçük bir koleksiyon tasarlayan ELSE’in koleksiyonunda FTBC logolu pembe bir gecelik, kaşkorse tarzında bir atlet, pembe dantel fırfırlı bir külot, dantelden bir jartiyer bandı, ve Katre marka doğal bir sabun bulunuyor. Ürünlerin sunulduğu çamaşır kesesinin içinde pembe bilezikli bir Farkındalık Paketi de yer alacak. ELSE bu projeyi bir yıl boyunca farklı ürünlerle desteklemeyi hedefliyor. Anlaşmalı satış noktalarında 65 ila 69 YTL’ye satışa sunulan olan bu ürünlerden elde edilecek tüm kârını ise MEVA’ya bağışlayacak. Projenin en anlamlı noktası da burası: Satın alınan her ürün, bir imkanı olmayan kadının mamografi ile meme taraması için kullanılacak.

ELSE firmasının sahibi Ela Onur genç bir kadın olarak diğer kadınlara yardımda bulunabilmeyi istemiş. Özellikle, bir iç çamaşırı tasarımcısı olarak meme kanserinin, yaptığı işle çok yakından ilgisi olduğuna inanan Ela Onur, bir koleksiyon tasarlayıp tüm ülkeye tanıtmayı; erkek, kadın bütün insanları duyarlılığa davet edip projeyi başarıya ulaştırmayı amaçlıyor. Satılan ürünlerden elde edilen gelirleri sene boyunca meme kanseriyle mücadeleye hizmet edecek şekilde bağışlamak istiyor. Ela Onur konuyla ilgili dileklerini şöyle ifade ediyor, “Bu şekilde projeyi Türkiye’de sadece bir parıltı olarak değil, sürekli yanan bir ışık olarak yaşatmak istiyorum. Dilerim diğer iş sahipleri, girişimciler, ve özellikle moda dünyasını bu girişimim ile etkileyip, yeni ve daha başarılı projeler yaratmalarına ilham verebilirim.”
06-11-2008
   

Altından Değerli Kart

Göz Bebeğinize ilk hediyeniz ışıl ışıl bir dünya olsun. Göz Bebeğim Card ile bebeklerinize ve çocuklarınıza göz sağlıklarını korumak adına güzel bir hediye verebilirsiniz.

Göz Bebeğinizin ilk hediyesi bizden sloganıyla yola çıkan Dünyagöz Hastaneler Grubu çocuk hastalara özel bir çalışmaya imza atıyor. Bebeği olacak ailelere, bir bebek için en güzel doğum hediyesini arayanlara ve çocuklarının göz sağlığına önem veren ailelere özel bir seçenek sunuyor. GÖZ BEBEĞİM Baby Card ve GÖZ BEBEĞİM Junior Card.
Göz Bebeğim kartları ile tüm 0-2 yaş arası bebeklerin ve 2-7 yaş arası çocukların göz sağlığı artık güvende olacak.

Yeni doğan bebeklerin ve çocukların adına yaptırılabilecek GÖZ BEBEĞİM Card’ları ile 2 yıl boyunca çocuklar gruba bağlı hastanelerde uzman göz hekimlerine muayenelerini ücretsiz olabiliyor. Kız ve erkek çocuklar için özel olarak tasarlanan kartlar, çocuklara özel bir hediye ile birlikte ailelere veriliyor.

GÖZ BEBEĞİM Baby ve Junior Card sahibi çocukların faydalanacağı avantajlar ise şöyle; 2 yıl boyunca uzman göz hekimlerine sınırsız muayene, tüm tetkiklerde %50 indirim, ameliyatlarda %25 indirim ve ameliyat süresince refakatçisi ile birlikte hastanede ücretsiz konaklama.

Minik bebeklerin aileleri de unutulmamış. Anne, baba ve kardeşlere özel avantajlar bu sağlıklı karta eklemiş. Kart ile aileler özel indirim imkanlarından yararlanıyor. GÖZ BEBEĞİM kartları ile birlikte; anne, baba ve kardeşlere göz muayenelerinde indirim yapılıyor. Ayrıca hastanenin anlaşmalı olduğu optik ve lens merkezlerinde kart sahiplerine özel indirim uygulamaları da aileleri bekliyor.
04-11-2008
   

Sağlık-NET’te “Çözüm” fark yarattı

Tıp bilişimi alanında Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri olan Çözüm Bilgisayar, Sağlık Bakanlığı’na bağlı tüm sağlık kuruluşlarını bilgi paylaşımı için ortak bir platformda bir araya getirmek amacıyla hayata geçirilen Sağlık-NET Projesi kapsamında hizmet verdiği 120 hastaneden 80’ini Sun Microsystems çözümleriyle sisteme bağladı. Daha önce sisteme giriş için son tarihi 30 Eylül 2008 olarak belirlenen, ancak bazı firmaların henüz hazır olmaması nedeniyle 1 Ocak 2009’a ertelenen proje kapsamında Çözüm Bilgisayar 80 hastaneyi 15 Eylül tarihinde hazır duruma getirdi.

Hastane yazılımları alanındaki başarısını donanımla güçlendirmek amacıyla Çözüm Bilgisayar, Sağlık-NET Projesi’nde sağlık sektöründe yüzde 80’lere varan pazar payıyla lider konumda bulunan Sun Microsystems’ın çözümlerini tercih etti. 2007 yılı Kasım ayında proje için Sun Microsystems’la işbirliğine giden şirket, 9 ay gibi kısa sürede 80 hastaneyi sisteme bağladı. Sun Microsystems’ın aynı anda 64 işlemin yapılmasına olanak tanıyan 8 çekirdekli işlemciye sahip SPARC T2 işlemcili coolthread sunucuları, Solaris işletim sistemi, Java uygulama geliştirme aracı ve danışmanlık desteği ile Çözüm Bilgisayar hastanelere son derece uygun bütçeli ve 3 yıl garantili bir çözüm sunuyor.

Çözüm Bilgisayar’ın Sun Microsystems sistemleri üzerinde çalışan yazılımı, şirket tarafından uzaktan yönetilebiliyor. Şirket, gerektiğinde hastanelerin sistemlerine uzaktan erişerek yazılıma yeni uygulama ve servisler ekleyebiliyor, güncelleme yapabiliyor. Bu da hastanelere önemli zaman ve personel tasarrufu sağlıyor. Sun’ın hastanelere sunulan 8 çekirdekli işlemcilere sahip coolthread sunucuları da pazardaki diğer sunuculara oranla daha az enerji tüketimine neden oluyor ve daha az soğutma masrafı ile hastanelere maliyet avantajı sunuyor. Sağlam ve güvenilir yapısıyla projenin güvenliğini en üst derecede sağlayan Solaris işletim sistemi de, gelecekteki versiyonlarda herhangi bir ek maliyete neden olmadığı için hastanelerin yatırımlarını koruyor. Çözüm önümüzdeki günlerde gerçekleştireceği yedekleme projesi ile de hastanelerin herhangi bir felaket durumunda verilerini en az 20 gün geriye dönecek şekilde kurtarmalarını sağlayacak.
02-11-2008
   

``Annem ve Ben`` Yoga Programı

15 Kasım’da Memorial Hastanesi’nde start alacak olan program, her hafta cumartesi günü bir saat olarak uygulanacak. Yoga Uzmanı Dr. Neslihan İskit tarafından gerçekleştirilecek olan Annem ve Ben yoga programı, Türkiye’de bir ilk.

Doğum gerçekleşti… Artık bebeğiniz kucağınızda… Size fiziksel ve duygusal meydan okuyan bir misafirle karşı karşıyasınız. Çaresiz ve ürkeksiniz…

Kadın, anne olunca her şey bir anda değişiyor…Bedeni, görevleri, öncelikleri…Bebeğinin rahatı uğruna anne kendi ihtiyaçlarını kolayca kenara koyuyor. Fiziksel olarak iyileşmeye ihtiyacı olsa da öncelikle bebeğinden sorumlu oluyor. Bu durumla başa çıkmak için ve zihinle ilgili strese en mükemmel çare, bir yoga sınıfına katılmak.

Türkiye’de ilk kez bir anneyi bebeği ile ilgili yersiz kaygılarından arındırmak ve berrak düşünmesini sağlamak için , bir araya getiren yoga programı gerçekleşiyor. Memorial Hastanesi’nde 15 Kasım’da başlayacak olan ‘Annem ve Ben’ yoga programı, annenin bebeği ile temasını güçlendirirken, bebeğin de sakinleşmesine yardımcı olacak. Annem ve Ben yoga programı, her hafta cumartesi günü 15.00-16.00 saatleri arasında uygulanacak.
31-10-2008
   

Dişçi Koltuğunu Miniklere Sevdiren Merkez; 5 -15

Miniklerin korkulu rüyası olan dişçi koltuğunu onlara sevdiren, acısız, ağrısız uygulamaları, tedavi öncesi vakit geçirip rahatlayabilecekleri iç ve dış mekân oyun alanları, son teknolojiye sahip cihazları ile klinikten mutlu ayrılmalarını sağlayan 5–15 Çocuk Diş Sağlığı Merkezi sayesinde mükemmel bir gülümseme mümkün…

Merkezde, tedaviler öncesinde çocukların rahatlaması ve dişçi korkusunu yenmesi amacıyla oyun alanları yer alıyor. Oyun alanlarında 5-15 yaş grubuna hitap eden tüm aktiviteler düşünülmüş… Bu sebeple çocuklar tedaviye girene kadar iyi vakit geçirerek rahatlıyor.

Ebeveynlerin, çocuklarını, en geç 5 yaşında dişçi ile tanıştırmalarını tavsiye eden 5 -15 uzman kadrosunun amacı, miniklerin 30 yaşında dolgusuz, 50 yaşında ise eksiksiz dişlere sahip olabilmesi.

5-15 yaş arası tüm çocuklara hizmet veren, Etiler ve Caddebostan şubeleri ile yola başlayan klinik, uzman doktor Yasemin Yasin önderliğinde birçok semt ve şehirde büyümeyi hedefliyor.
29-10-2008
   

Prematüre bebeklerin korkulu rüyası: Körlük

İnsanların hayatlarında en mutlu olduğu anların başında, anne baba olduklarını öğrendikleri ve bebeklerini kucaklarına aldıkları an gelir. Bebekleri prematüre doğan ebeveynler için ise yorucu bir maraton başlar. Onlar için en önemli şey bebeğin yaşamasıdır. Gelişen tıp teknolojisi sonucunda geçmişe oranla daha çok bebek yaşatılıyor. Ancak bu olumlu gelişme beraberinde, erken teşhis edilmediği taktirde her iki gözde de körlüğe yol açan Prematüre Retinopatisi hastası bebeklerin sayısında da artışa neden oluyor. Hastalığın körlüğe dönüşmesini engellemenin tek yolu ise erken teşhis ve tedaviden geçiyor.

Bebeklerin gözlerindeki damarlar, doğuncaya kadar gelişir. Erken doğan bebeklerde bu gelişme tamamlanmadığı için doğduktan sonra da devam eder. Prematüre bebekleri yaşatmak için yüksek konsantrasyonlarda verilen oksijen, gözdeki damarların anormal gelişmesine sebep olur. Bunun sonucunda ise damarlanması tamamlanmamış bebeklerin retinalarında kısaca ROP olarak tabir edilen, Prematüre Retinopatisi hastalığı meydana gelir. Erken dönemde tedavi edilmezse her iki gözde de körlüğe yol açar. Hastalığa yakalanan bebek sayısındaki yükselişe rağmen Türkiye’de sadece iki hastanede tedavi yapılabiliyor. Bu merkezlerden biri de Dünya Göz Grubu’nda yer alıyor.

Prematüre Retinopatisi’nin en sık görüldüğü grup 1.000 gramın altında doğanlardır. Bu nedenle 1500 gramın altında ve 32’inci haftadan önce doğmuş tüm bebeklerin mutlaka ROP muayenesinin yapılması gerektiğini söyleyen Dünya Göz Grubu doktorlarından Op. Dr. Umur Kayhan, yeni doğan bebekler konusunda uzmanlaşmış çocuk doktorları ve oftalmalogların birlikte çalışması ile ROP’un erken tanısı ve tedavisinin mümkün olduğunu vurguluyor. Kayhan ayrıca, bebeklerde rastlanan akciğer, kalp damar rahatsızlıkları, ağır enfeksiyonlar ve beyinde yaşanabilecek problemlerin de retinopati riskini artırdığına dikkat çekiyor.

Doğumdan sonra 4-6 hafta arasında mutlaka göz muayenesinin yapılması gerektiğini ifade eden Kayhan, hafiften ağıra doğru beş evresi bulunan ROP tedavisindeki başarının, hastalığın evresiyle ilintili olduğunu, ilk iki evresinde takibin yeterli olup, üçüncü evreden itibaren ise lazer ve krio tedavisine başlanılması gerektiğini belirtiyor. Çünkü hastalık en iyi sonucu üçüncü evrede veriyor. Dördüncü ve beşinci evrelerde yapılması zorunlu cerrahi müdahalede ise başarılı sonuç elde edilmiyor. Kayhan, yeni doğan tüm bebeklerin ilk bir ay içinde göz muayenesinin yapılmasının sadece ROP değil, birçok göz hastalığının zamanında tanısının konması ve başarılı tedavi olanağını sağlaması açısından önemli olduğunu sözlerine ekliyor.
27-10-2008
   

[1] 2 3 4 5 6  » 


Hava Durumu, İETT Otobüs Tarifesi, Deniz Otobüsü Tarifesi, Taksi Durakları
Önemli Telefonlar, Telefon Kodları ( şehirler ), Telefon Kodları ( ülkeler ), Para Birimleri, Futbol Takımları, Federasyonlar


WEBİNDEKS bir  Aygün Dış Tic. Ltd. Şti. markasıdır. ©2005-2008  mail: